Yalın; sevdiğim ve sık kullandığım sözcüklerden biri. Düşünce, söz, yazı için “karmaşık olmayan, kolay anlaşılan, gösterişsiz, süssüz, sade….” anlamlarından bazıları.
Özellikle erken çocukluk dönemindeki çocukların bulunduğu ortamları, kullandığı materyalleri, oyuncakları, giysileri ve onlar için oluşturulan atmosferi nitelerken çok işe yarayan bir sözcük.
Uyumsuz, canlı ve kontrast renkler, işlevsiz süslemeler ya da dekorasyon için kullanılan malzemeler, oyuncak müzesine dönüştüren çoğuna el bile sürülmeyen oyuncaklar yani uyaran çokluğu çocukları yormamalı…
Çocuğun özne olduğu bakış açısında; onlar için söz konusu olan her şey yalın olmalı…
Çocukla iletişim kurarken de kullandığımız dil, verdiğimiz yönerge, farklılıklara karşı hissettiğimiz duygular yalın olmalı…
Birlikte yaşamak için gerekli kurallar az olmalı ve çok yalın ifade edilmeli…
Çünkü̈ yalınlık çocukların renkli dünyaları daha kolay ortaya koymalarını sağlayacaktır.
Yetişkinlere bonus😊 “Yalın’ın bir başka anlamı çıplak. Farklı rollere girdiğimiz ve o rollerden dramatik durumlara baktığımız yaratıcı drama sürecinde katılımcılara aktardığımız ilkelerden biri; tüm gerçek rollerimizi (meslek, statü̈, cinsiyet, sosyal vb) dışarda bırakarak çıplak/yalın insan olarak süreçte olmaları, anı yasamalarıdır. Şimdi ve burada olmak, aynı zamanda kendin olmak ve yük olmayan ilişkiler kurmak için “yalın” olmalı😊
Ö. Özlem Gökbulut
